Kur'an Mealleri

3627|34|23|وَلَا تَنفَعُ ٱلشَّفَٰعَةُ عِندَهُۥٓ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُۥ حَتَّىٰٓ إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا۟ مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا۟ ٱلْحَقَّ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ
34:23. Ve lâ tenfeuş şefâatu indehû illâ li men ezine leh(lehu), hattâ izâ fuzzia an kulûbihim kâlû mâzâ kâle rabbukum, kâlûl hakk(hakka), ve huvel aliyyul kebîr(kebîru).

34:23. O’nun yanında şefaat, yalnızca izin verdiği kimseye fayda verir.1 Kalplerindeki korku giderilince: “Rabb’imiz ne buyurdu?” derler. “Gerçeği.” derler. Ve O, Çok Yüce’dir, Çok Büyük’tür.

1- Bu ayete genellikle yanlış anlam verilmektedir. Ayet; “şefaat edecek kimselerden” değil, “şefaat edilecek kimselerden” söz etmektedir. Böyleyken genellikle birilerine şefaat etme hakkı verilecekmiş gibi anlam verilmektedir. Oysaki ayette, kimlerin şefaat edeceği değil, kimlere şefaat edileceği bildirilmektedir. Ne var ki; gerçeği saptırmak için veya bilmeyerek bu ayete, “Kendisine izin verdiği kimseden başkasının şefaati fayda vermez.” şeklinde anlam verilerek, İslam inancında “şefaat” varmış gibi gösterilmek istenmektedir. Oysaki “şefaat inancı” Kur’an’a göre kesinlikle şirktir.


34:23. And the mediation does not benefit/become useful at him except to whom He permitted/allowed to him, until when terror/panic (was) removed from their hearts/minds , they said: "What (did) your Lord say?" They said: "The truth, and He is the high and mighty/dignified, the great ."308